
Bazen renkli haftalık moda dergilerinde, bazen de kişisel gelişim ile ilgili ortamlarda öneriler veriliyor. Tüm içtenlikleriyle pozitif bir yaşam sürdürmek isteyen birçok kişi bunları fazla ciddiye alabiliyor. Örneğin, “Hayatımda öyle çok negatif insan vardı ki, anlatamam. Herkes eleştiriyordu, şikayet ediyordu! Enerjimi çalıyorlar, beni aşağı çekiyorlardı. Karar verdim, hepsini çıkardım hayatımdan!” diyorlar. Ben de onlara “Demek ki bir tek negatif sen kaldın, ne yapacaksın şimdi?” diye soruyorum.
Şu “negatif” insanlar! Ne kadar kolay insanları “negatif, olumsuz, şikayetçi vb...” diye yaftalamak ve onlarla görüşmeyi kesmek. Kendi dar görüşlü ve olumsuz yorumlarınız ve acıtıcı duygularınızla başa çıkmak yerine başkalarını suçlamak.Sizin enerjinizi çalıyorlarmış. Yok canım.
Bu insanlar yakınlarınız; ailenizden, işyerinizden, arkadaşlarınızdan birileri. Herkesi nasıl uzaklaştıracaksınız? Anneniz komşusundan şikayet ediyordur, babanız kendisine yapılan haksızlığı unutamıyordur ve affedemiyordur, iş arkadaşınız oğlunun bakıcısından usanmıştır, söyleniyordur. Normal! Siz de bunları yapıyorsunuz değil mi? Yoksa hiç negatif düşünce ya da duygu yok mu sizde? İşte bu anormal!
Siz, komşunuzu olduğu gibi sevgiyle ve saygıyla kabul ediyor musunuz? Onun da kendine göre haklı görüşleri olabileceğini düşünebiliyor musunuz? Siz, kendinize yapılan tüm haksızlıkları geçmişe bırakarak, olan bitene karışmış kişileri affedebildiniz mi? Siz, oğlunuzun bakıcısının elinden bu kadarının geldiğini hoşgörüyle anlayabiliyor musunuz? Ruhsal gelişiminiz “evliya” mertebesine gelmediyse, bunları yapamamanız gayet normal. Eh, yakınlarınız da öyle.
Şimdi, annenizi, babanızı, iş arkadaşlarınızı “pozitif yaşam” hedefiniz adına hayatınızdan çıkardınız diyelim. Hatta komşunuzu, size haksızlık edenleri, bakıcıyı da. Hepsi gitsin. Gerçekten şimdi olumlu düşünce mi olacak zihninizde? “Onlar negatifti, bak kurtuldum, nasıl da pozitif oldu herşey...” mi diyeceksiniz? Bu hayattan atma yöntemi nereye kadar gidecek, ne kadar sürecek? Kimseyi özlemeyecek misiniz? Hastalandıklarında yardımlarına koşmayacak mısınız? Ölüp gittiklerinde pişman olmayacak mısınız?
“Olumsuz insan” diye bir tür yoktur bence. Herkesin olumsuz düşünceleri, anıları ve yorumları vardır. Üzülmüşlerdir, sıkılmışlardır, kendilerini çaresiz hissetmişlerdir, öfkelidirler, yalnızdırlar, korku içindedirler, kaygıya boğulmuşlardır. Onları uzaklaştırmak yerine, yakınlaşmak gerekir: Anlamak, hoşgörmek, affetmek , yardım etmek, saygı duymak için.
Goethe “İnsan kendini yalnız insanda tanır” demiş. Negatif dediğiniz insanlara bir bakın: Siz de biraz onlar gibi değil misiniz? Siz değiştiğinizde biraz onlar da değişeceklerdir, ama belki de değişmemeyi seçecekler. Olsun. Onlara yakınlaştığınızda kendinizi keşfetmeye başlarsınız.
Pozitif yaşam, içten değişim ve dönüşüm ile ilgili bir şey. Anlayış, şefkat, empati ve nezaket ile ilgili bir şey. Olumsuz düşünenleri ve konuşanları anlayabilmek, onları geçmişleriyle ve şimdiki koşullarıyla birlikte değerlendirmek, yargılamadan içtenlikle onları kabul etmek ile ilgili bir şey. Gerektiğinde “Hayır” diyebilmek, sınır koyabilmek ve dediğinde direnmek ile ilgili bir şey.
Mutluluk araştırmaları yapan psikologlar, insanların yaşamındaki nitekli ilişkilerin mutluluğa katkısının çok büyük olduğunu söylüyorlar. Kendimizi keşfetme ve olumlu düşünce alışkanlıkları edinme yolculuğumuzda insanlara çok ihtiyacımız var. Bir de şu var: Yardım almak zamanı geldiğinde başınızı tutup “Kimseye muhtaç değilim” diye telkin mi vereceksiniz, yoksa gidip şu renkli derginin editörünü mü döveceksiniz?
Gülcan Arpacıoğlu
Olumlu yaşam için zihin eğitimleri : TAT

