Geçen hafta üniversitemizin tiyatro klubünde geçirdiğim müthiş keyifli üç yıldan söz etmiştim ya, tadı damağımda kaldı, devam ediyorum. Yanılmıyorsam yıllardan 1981, ODTÜ Oyuncularına katıldığım, yepyeni bilgilere ve dostluklara yelken açtığım yıldı. Ortam gergindi, 1960'ta kurulan tiyatro topluluğu siyasi nedenlerle kapatılmıştı, büyük çabayla 1982'de yeniden açıldı. Türkiye'nin birçok farklı köşesinden gelen ve sahne tozuna bulanmak isteyen gençlerdik. Çok değerli hocalar tarafından çalıştırıldık; epik tiyatro ve Bertolt Brecht bizim için her şeydi. O sene, Friedrich Dürrenmatt'ın "Yunanlı Bir Kız Aranıyor" adlı oyununu oynadık. Bana düşen rol sahne arkasındaydı; şen ve şuh kahkahalar atan kadınlar arasındaydım. Derler ya, yedisinde neysen, yetmişinde de o oluyorsun... Tabii, kronik bir tesellimiz de vardı: Bize "Küçük rol yoktur, küçük oyuncu vardır" dediler!
Anılarımdan en güzeli, Yıldız Kenter'in bizi ziyaret ettiği gündü. Bir arkadaşımız "Bu kadar çeşitli kişiliği nasıl bu kadar kolay oynuyorsunuz?" diye sordu. Kenter, "Aslında, oynamıyorum" dedi, "Rol yapmıyorum, o kişiliklerin hepsi içimde bir yerde yaşıyor. Gerektiğinde, örneğin anneyi, ya da öğretmeni, ya da sokak kadınını ortaya çıkarıyorum, onu özgür bırakıyorum. Sizlerin de içinde tüm kişilikler, roller zaten var. Tüm yapacağınız onların farkına varmak, onları özgür bırakmak." diyerek gülümsedi. Çok etkilenmiştim, ama içimdeki ahaliyi bulamamıştım. Ne zaman ki sabahları yazmaya, bilinçaltımın oyunlarını keşfetmeye başladım, Yıldız Kenter'in neden "yıldız" olduğunu anladım. Tüm yanlarını olduğu gibi kabul ediyordu, hiçbir parçasını yargılamıyordu, bastırmıyordu. Kendisini tanımaya, keşfetmeye cesareti vardı. Bu onu korkutmuyor, tam tersine güçlendiriyordu. Yoksa, tam altmış yıldır işini bu kadar severek yapabilir miydi?
Hayat sahnesinde çevremizdekilerle barış istiyorsak, önce tüm yanlarımızla barışmamız gerekecek, öyle değil mi? Kendimizi olduğumuz gibi kabul edebilmenin bir yolu da bu.
Aynı yol, ülkemiz için de geçerli: çeşitliliğimizi kabul etmek ve tüm taraflarımızla barışmak. Atatürk'ün sözünü genişletmek istiyorum : "Yurtta barış, dünyada barış, kendimizde barış." Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!
Gülcan Arpacıoğlu

