Pozitif düşünce ve duygular bizi nasıl etkiler?
1) Mutluluk, Sağlık ve Refah
Pozitif Psikoloji alanında önde gelen araştırmacılardan olan ve "Pozitif Duygu Genişletme ve Yaratma Teorisi"ni geliştiren Barbara Fredrickson, pozitif duyguların etkileri üzerine son zamanlarda yapılan çalışmanın bulgularını özetlemiş, sonuçları dört ana başlık altında toplamıştır:
İlk olarak, pozitif duygular insanların zihin yapılarını etkiler:
• Dikkat alanını genişletir
• Davranış şekillerine yenilerini ekler
• Sezgileri güçlendirir
• Yaratıcılığı artırır
İkinci olarak, pozitif duygular insanlarin vücut sistemlerini etkiler:
• Negatif bir etkinin kardiyovasküler sisteme yaptığı etkilerden çabuk kurtulmayı sağlar
• Frontal beyin asimetrisini değiiştirir
• Bağışıklık sistemi faaliyetlerini polumlu yönde artırır
Üçüncü olarak, pozitif duygular hem zihinsel hem de fiziksel sağlıkla ilgili olumlu sonuçlar yaratır:
• Güçlüklere direnmek
• Artan mutluluk seviyesi
• Ruhsal büyüme
• Daha düşük kortizol düzeyi (stres altında salgilanan ve bağışıklık sistemini zayıflatan bir hormon)
• Stres altında iken daha az sert tepki verilmesi
• İzleyen günde ağrılarda azalma
• Rinovirüslere direnç
• Kalp krizi vakalarında azalma
Dördüncü ve son olarak, pozitif duygular insanlarin yasam süreleri üzerinde de etkili olmaktadir. Ünlü bir çalismada , 1930 yilinda rahibe olarak Katolik Kilisesi’ne katilan 180 kisinin elyazisi otobiyografilerindeki duygusal içerik incelenmis ve o yazilar yazildiktan 60 yil sonra, yaslari artik 75-95 arasinda degisen rahibelerin hala hayatta olmalari da buna baglanmistir. Arastirmaya göre, bu otobiyografilerde ifade edilen pozitif duygular ile rahibelerin uzun ömrü birbirleriyle güçlü biçimde baglantilidir. Duygulari digerlerine göre daha olumlu olan rahibeler, yaklasik 10 yil daha uzun yasamislardir.
Mevcut arastirmalar, pozitif duygularin yasamimizin her alaninda olumlu etkilere sahip oldugunu ortaya koymustur; zihinsel islev, duygusal ve fiziksel direnç, hatta uzun ömür. Fredrikson, bulgularin önemli bir mesaj tasidigini söyler: “Insanlar pozitif duygulari hem kendi içlerinde beslemeli, hem de baskalarinda güçlendirmelidirler. Bunu sadece ulasilacak bir amaç olarak görmemeli, zaman içinde psikolojik büyümeyi, daha iyi bir psikolojik ve fiziksel esenligi mümkün kilan araç olarak kabul etmelidirler.”
2) Mutluluk Oranı
Mutluluk veya arastirma literatüründe ifade buldugu sekliyle “sübjektif esenlik”, insanlarin yasamlari hakkinda ne düsündügü ve ne hissettigidir. Olumlu düsünce ve duygularimizin olumsuz olanlara orani, birçok farkli seviye ve alanda basari ya da basarisizligin göstergesidir. Çalismalara göre, mutluluk için minimum sart, her olumsuz düsünce veya duyguya karsilik 3 olumlu düsünce ve duygunun mevcut olmasidir. Her olumsuz düsünce ve duyguya karsilik 5 olumlu düsünce ve duygu bulunmasi ise mutluluk için optimum sart olarak tanimlanmistir.
Bu oranlar, ünlü arastirmaci ve evlilik danismani John Gottman tarafindan da dogrulanmistir. Iliskilerdeki kisisel etkilesim ve paylasimlari inceleyen Gottman, yeni evli çiftlerin ilerideki 4-6 yil içerisinde evli kalip kalamayacaklarini %90’in üzerinde isabet orani ile tahmin edebilmektedir. Bu inanilmaz tahmin yetkinligi, çiftlerin birbirleriyle olan etkilesim ve paylasimlarinda ifade bulan olumlu ve olumsuz düsünce ile duygularin oraninin tespit edilmesi üzerine kuruludur. Gottman’a göre, yüksek bir olumlu/olumsuz orani saglanmadikça (5:1), evliliklerin sona erme ihtimali yüksek olmaktadir.
Benzer bulgulara farkli alanlarda da ulasilmistir. Iyi performans gösteren tüm ekipler yüksek bir olumlu/olumsuz oraninin yaninda, basari veya basarisizligi önceden tahmin etmeye yarayan bazi kesin davranis kaliplari içerisinde de olmaktadirlar .
Tüm bunlara karsin, asiri yüksek bir orana sahip olan (12:1 ve üzeri) ekip ve çiftler basarisiz (yerine göre etkisiz) olmaktadirlar. Böylesi yüksek oranlar, deneyimin zenginligine ve karmasikligina ayak uyduramayacak kadar kati davranis motiflerine ve etkilesimlere isaret etmektedir. Bu da, dürüst iletisim seviyesinin ve zor konulari gözden geçirip üzerlerine gitme yeteneginin düsmesine yol açar. Asiri yüksek oranlar gerçek ‘Pollyanna Etkisi’ne, yani gerçekçi olmayan memnuniyet ifadelerine de isaret eder. Gerçekçilik ve ‘uygun yerde, yeterli derecede olumsuzluk’ yasamda önemli roller oynamaktadirlar. Anlasmazlik veya tartisma gibi bazi çatismalar bir takim faydalari da dogurabilir ve iliskileri gelistirebilirken, bir kisim çatismalar bu özellige sahip degillerdir. Igrenme veya küçümseme ifadeleri son derece zarar verici nitelik tasirlar ve bir iliskinin hizla çökmesne neden olabilirler.
Bahsedilen oranlar, kendi içimizde yaptigimiz konusmalar, diger insanlara verdigimiz tepkiler ve kendimizi içinde buldugumuz sartlari daha dikkatli gözlemlememizi saglayabilirler. Yine de, kendi mutluluk oranimizi yükseltmek için yapabilecegimiz seyler var midir?
Sürecek...
Peter Mark Adams

