Olumlu düşünce mi; düşünce olumlu olmak mı? Yoksa hiç düşmeyeceğini sanmak mı?
Herkes ezberlemiş durumda:
“Ay öyle negatif şeyler düşünme! Kendine çekersin!”
“Olumsuz düşünmemeye çalışıyorum. Bak nasıl: ‘Mesela, Beni işten çıkarırlar mı acaba?’ Diye düşünürsem, hemen sinek kovalar gibi ellerimi havada sallıyorum ve ‘İptal, iptal, iptal’ diyorum”
“Çok kötü ayrıldık. Bunca seneden sonra bunu bana nasıl yaptı bilmiyorum. ‘Öyle olması gerekiyormuş’ demek ki...”
“Ben artık olumlu bir hayat sürmeye karar verdim! Olumsuz insanları birer birer hayatımdan çıkardım”
Bunlar gibi daha nice kalıplar var. Olumlu düşüncenin ne olduğu konusuna çok fazla eğilmeden, yaşamla bağdaşıp bağdaşmadığına hiç kafa yormadan ezberlenmiş bir kaç cümleyi tekrarlayıp duruyor çoğu insan. Bugün birincisini ele almak istiyorum. Diğerlerini sırayla inceleyeceğiz birlikte.
“Ay öyle negatif şeyler düşünme! Kendine çekersin!”
Negatif şeyler nedir? Ya geçmişteki kötü olayları anıyorsunuzdur, ya bugünü değerlendirirken istediğiniz olmadığı için tepkili ve sıkıntılı olursunuz, ya da gelecekteki tatsız olasılıkları düşünüyorsunuzdur.
GEÇMİŞ
Yaşanmış olayları sürekli irdelemek hoş değildir ve pek yarar getirmez; bu doğrudur , ama elinde olmadan kötü olayları hatırlayan, bu yüzden acı çeken bir insana bunu söylemenin nasıl bir etki yaratacağını hiç düşündünüz mü? Bu insan anlaşılmadığını hisseder, duygularının onaylanmadığını düşünür. Kendisi de bu duygulardan zaten muzdariptir. Yine de geçmişteki olayı kabul edemediği sürece, aynı olayı yaşamaktan korktuğu sürece ya da affedemediği sürece, ya da kendince doğru olan başka bir nedenle geçmişi bırakamıyordur. Ona “Negatif düşünme sakın, evren sana gönderir, kendine çekersin!” demekle bir de korku yüklersiniz. Bana bu nedenle danışmaya gelen birçok insanla karşılaştım. Paranoya içindeydiler : “Düşüncelerimin gücüyle ya bunları yaratıyorsam? Düşüncelerime hakim olamıyorum, sonra da bir şey olacak diye daha çok kaygılanıyorum!”
Ayrıca geçmişi ve olumsuzlukları değerlendirmek, bunlardan yararlı dersler çıkarmak gerekir. Geçmişi tamamen boşvermek, olayların gidişatındaki hatalarınızı görmeyi reddetmek anlamına gelir. Oh, ne güzel, hiç sorumluluk almazsınız, hataları tekrarlamaya devam edersiniz. Sonra da düşünürsünüz : “Ayol, ben böyle olsun istememiştim. Kendime bunu nasıl çektim?” diye... “Ders almadım, önlem de almadım, sorumluluk benim” diyebilmek içe dönmeyi ve gelişmeyi gerektirir. Zor olan da budur işte.
BUGÜN
Gelelim bugünümüzde olanları değerlendirmeye. Olumlu düşünce, sürekli olumlu düşünmeye çalışmak değildir. Öncelikle, var olan ne varsa olduğu gibi kabul etmektir. Sonra, değiştirebileceğiniz herşeyi değiştirmek için çaba göstermek, eyleme geçmektir. Değiştiremediklerinizi de değiştiremeyeceğiniz şeyler olarak kabul edip, dikkatinizi elinizdeki güzelliklere vermek ve var olana teşekkür etmektir. Kimi zaman da, sizin için olumsuz olan bir durumun, başkasına yararlı olduğunu fark edip o kişi için sevinmektir. Olumlu düşünce, yaşananlar için yararlı yorum üretmektir.
Yere düşünce, ayağa kalkmak için olumlu birşeyler düşünmeniz gerekir. Kalkamayacağınıza inanmak sizi yere yapıştıran ikinci bir yerçekimi etkisi yapacaktır. Düşmenizden başkalarını sorumlu tutmak ve onların da böyle düşüp acı çekmesini istemek öyle çok olumsuz duygu yaratır ki, ayağa kalkmaktansa, yan gelip yatmayı tercih edersiniz. Düşen ve ayağa dimdik kalkanların düşünce yollarını örnek almak, zihninizi bu yönde eğitmek, olumlu düşünmektir. Umut etmek ve çözüm üretmek için kafa ve kas yormak, olumlu düşünmek ve davranmaktır.
GELECEK
Gelecek ile ilgili endişelerinize de bir bakalım. Çoğu geçmişe dayalı düşünceden kaynaklanır. Gelecekte bu endişelerin gerçekleşmesini gerektiren hiçbir şey yoktur çoğu zaman. Bu durumda pozitif olasılıklara dikkatinizi vermek ve umut etmek çok işe yarar tabii. Tüm eylemlerinizi hedeflerinize odaklarsınız. Öte yandan, hayatınızdaki olası negatif olayları hiç düşünmeyecek misiniz? İyi ama, olasılıkları incelemek ve zarar görebileceğiniz durumlar için önlem almak için ne yapacaksınız? Risklerinizi nasıl hesaplayacaksınız, nasıl yöneteceksiniz?
Eğer takıntılı bir şekilde olumlu düşünmeye çalışarak hiç düşmeyeceğinizi sanıyorsanız, aldanıyorsunuz. Hayat bize birçok deneyim sunar. Tabii ki arada sırada düşeceksiniz. Geçmişte nasıl, nerede, kiminle düştüğünüzü değerlendireceksiniz, derslerinizi sindireceksiniz. Düştüğünüzü kabul edeceksiniz ve dikkatinizi ayağa kalkma çözümlerine vereceksiniz. Yeni yorumlar, yeni çözümler üreteceksiniz. Gerekirse pazarlık etmeyi, “Hayır” demeyi, ya da yardım almayı öğreneceksiniz. Her düşmeyi bir öğrenme fırsatı olarak ele alacaksınız.
Kişisel gelişim ve olumlu düşünce birarada gider. “Ay, negatif şeyler düşünmeyeyim, sonra kendime çekerim falan” endişeleri yerine, “Tamam, kabul ediyorum, düşerim de, kalkarım da... Yaşam böyle. Derslerimi öğreneyim, baş üstüne çakılmak yerine popo üstü yumuşak düşeyim bundan sonra.” derseniz, zihninizi çözümlere odaklamış olursunuz.
Ne demişler? Düşmez kalkmaz bir Allah...
Tamam tamam, dikkatinizi dimdik ayakta kalmaya verin. Kocaman adımlar atın, içinizi keşfetmek için yollara düşün... Düşüncelerinizin dizginlerini elinize almanın birçok kolay yolu var. TAT ve EFT ile gelişiminiz çok hızlı ve kalıcı oluyor üstelik.
Gülcan Arpacıoğlu

