İkizler Burcu'nda doğmuşum. Bana maymun iştahlı derlerdi. Kararlarımı değiştirirmişim, ruh halim çabuk değişir, düşüncelerim değişirmiş ve odaklanmakta güçlük çekermişim. Çabuk değişebilmek, değişken olmak ve bir şeyden diğerine sorunsuzca geçiş yapabilmenin bana ayrıcalık getirdiğini, zarardan çok yararı olduğunu düşünürdüm. Hayatımın büyük kısmını farklı ülkelerde geçirdim.
Türkiye'de, Nijerya'da, İngiltere ve Amerika'da yaşadım. Arkadaşlıklar derin ama geçici oldu. Her yeni ülke yeni arkadaşlıklar getirdi. Evler, bahçeler, komşular, dükkanlar...herşey hep değişiyordu. Değişim benim için doğal oldu ve her yıl aynı işi yapan, doğduğu şehirde büyüyen ve oradan ayrılmak istemeyen insanları hiç anlamadım. Disiplin ve istikrar benim içimi daraltan, beni kısıtlayan kelimelerdi ve bunlardan mümkün olduğunca uzak durmayı marifet sandım çünkü ben hafif, mutlu ve tutkulu bir yaşam sürdürmek istiyordum. Özgür ve tasasız olmak istiyordum.
40'ıma kadar bu değişim süreçleri benim gerçekten yaşamda ne yapmak istediğimi keşfetmemi sağladı ve 40'ımdan sonra kelimeler dağarcığıma yenisi eklendi... Odaklanmak. O zaman disiplin ve istikrarın kısıtlayan kelimeler olmadığını. Onların 'odaklanmış' insanları doyuma götüren, yaptıklarında başarılı olmalarını sağlayan çok önemli kavramlar olduğunu fark ettim. Ekip biçmenin anlamını kavramaya başladım. Sabrı öğrendim. Elindeki işe her gün istikrarlı bir şekilde gelmenin, ona odaklanmanın ve onu tamamlayıp bir sonraki adıma geçmenin önemini öğrendim. Sağlam binaların bir gecede değil hergün taş üstüne taş koyarak inşaa edildiklerini kavradım. Sabırlı olmayı öğrendim ve sabırla kalıp, odaklanmanın içimdeki potansiyeli hergün daha da açtığını ve onu beslediğini beni seçtiğim alanda olabileceğimin en iyisi olmaya götürdüğünü fark ettim.
Odaklanmak için geliştirilmesi gereken önemli becerilerden biri gözlemci olmaktır. Gözlemlemek sadece bakmayı değil, dikkatle bakıp incelemeyi gerektiriyor. Sabır istiyor çünkü hiçbir şey size kendi gerçeğini ilk anda göstermez...ona baktıkça ve onu gözlemledikçe sırlarını size yavaş yavaş açar. Yazmak farkındalık, odaklanma ve gözlemleme becerilerinizi keskinleştirmek için çok önemli bir araçtır.
Yazar ve Yazı eğitmeni Nathalie Goldberg, her gün aynı pencerede oturup karşısında gördüğü dağı yazmış. Dağı, etrafındaki gökyüzünü, eteklerindeki vadileri yazmış...ve tekrar yazmış...ve tekrar yazmış. Günlerce aynı şeyleri yazmış ta ki bir gün 'farklı' bir şey kendini ona gösterene kadar. O farkı yakalamak onun yaratıcılığını açmış ve içindeki potansiyeli ortaya çıkartmış onu beslemiş.
Haydi şimdi siz de gidin bir pencere seçin kendinize. Kaleminizi kağıdınızı alın ve hergün o pencerede oturup gözlemci olun. Günde 5 – 10 dakika sadece gözlemleyip gözlemlerinizi yazın. Önünüzde ne görüyorsanız onu anlatarak başlayın yazınıza. Hergün yazın ta ki bir gün yep yeni birşeyi görene, koklayana, duyana veya hissedene kadar. O zaman farklı bir şey de söylersiniz. Dünyanın size açılmasına ve sizin içinizdeki dünyayı açmasına, odaklanmanın ne kadar müthiş bir doyum verdiğini göstermesine izin verin. Bu bir ayda neler fark ettiğinizi bana yazarak bizimle paylaşın...
YeŞim Cimcoz

