Yeni yılın ilk günü yazıyorum ki, tüm yıl boyunca yazabileyim. Aslında, "Artık yazabiliyorum; bol bol yazayım bari..." demem lazım. Kasım ayının sonuna doğru bir felaket yaşadım. Çok şükür, şimdi çok daha iyiyim. Yine de sizlerle paylaşmazsam içim rahat etmez, çünkü sizi uyarmam gerekiyor!
Şu anda nasıl oturuyorsunuz? Dik mi, eğri mi? Parmaklarınız, kollarınız, omuzlarınız gergin mi, rahat mı? Ekrana doğru başınızın yaptığı açının yaşamınız için ne kadar önemli olduğunu biliyor musunuz?
Ben, maalesef biliyordum! Üniversitede ergonomi dönem ödevlerimi büyük bir özenle ofis ve ev ergonomisi üzerine hazırlamıştım! Ayaklarınızın altına yükseltici koymalısınız, bacaklarınız 90 derece, kollarınız koltuğa dayalı ve yine 90 derece olmalı. Sırtınız ve omuzlarınız koltuk tarafından sağlamca desteklenmeli ki, dimdik oturabilmelisiniz!
Özetle şöyle:


Evet, hepsini biliyordum, ama son altı yılımı laptop önünde geçirdiğim için hepsini gözardı etmişim. Sıkı sabah yürüyüşlerimden birinde üşüttüm ve doktorların deyimiyle "Hepsi tetiklendi!" Nasıl mı? Sağ kolumu baltayla parçalıyorlarmışçasına bir ağrı, ensemi oynatamama, sağ başparmağımda -halen süren- uyuşma! MR tetkiki sonuçlarının hepsini yazamam, ama en önemli teşhis, C5-C6 olarak tanımlanan omurlarımın arasındaki diskin yerinden taşarak sinir köküne baskı yapması: Boyun fıtığı! bir başka deyişle, bedenim "Yapmaaaa!" diye çığlığı bastı.
Tuz biberi de var: Aynı günlerde kurumsal eğitim vermek durumundaydım ve ertelemem mümkün değildi. Onsekiz kişiye, iki gün üst üste, tam gün EFT eğitimi verdim!
Bilgileri gözardı etmiştim, ama çığlığı gözardı etmek mümkün değildi. Reiki, akupunktur, EFT, TAT, vb hepsi birden ağrıya savaş açtık ve çok hızlı bir şekilde iyileşmeye başladım. Sevgili akupunktur hocamız Dr. Nüzhet Ziyal ve Dr. Arzdağ Bağlas'a çok teşekkür ediyorum!

Tabii ki, Louise Hay'in kitabındaki fıtığın zihinsel nedenlerini hatmettim! Benim için geçerli olanlar şunlardı: Çok fazla sorumluluk ve yük almak, gerilmek, zora gelmek. Eh, bir Başak olarak çalışkanlığı abarttığım malum! Arka sayfalardaki omurga sorunlarının olası zihinsel nedenlerini karışıtırıp, C5-C6 omurlarına bakınca, iyice şaşırdım:
* "Kendi hayrına olanı reddetmek" (Tatil, gezme tozma, eğlence mesela!)* "Taşıyabileceğinden çok yük üstlenmek" (Kendimi dişi Superman sanıyorum)
* "Başkalarını onarmaya, ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmak" (Ayol, bu düpedüz iş kazası!)
Olumlamalarım da şöyle:
"Hayatın hemen şimdi tadını çıkarmakta özgürüm" .
"Başkalarını hayattan gerekli dersleri almaları için sevgiyle bırakıyorum."
"Kendime sevgiyle, şefkatle bakıyorum ve hayatta rahatça hareket ediyorum"
Zihinsel dönüşüm çok işe yaradı bana göre. Birçok şey yeniledim hayatımda. En önemlisi şuydu: Herkes kendinden sorumlu, ben de bedenimden, çektiğim ağrıdan, düşünce ve duygularımdan sorumluyum. Bu bağlamda yeni yılda makasladığım en önemli şey, aşırı sorumluluk duygusu. Bundan böyle herkesin kişisel gelişim sorumluluğunu kendisine iade ediyorum, kendime karşı sorumluluklarıma öncelik veriyorum. Ben iyi olursam, yardımım daha keyifli ve bolca olacak.
Hocamız "Sen yine de duruşuna dikkat et, bu problemden çok insan muzdarip" diye ısrar ettiğinde, araştırmalara başladım. Boyun kavisinin kaybı, yani boyun düzleşmesi en önemli başlangıç. İnternet dizüstü bilgisayarlar yüzünden çocukların, gençlerin, her yaştan, her meslekten insanın büyük sorunlar yaşadığını ve bu sorunların çok acı verdiğini, kolay kolay iyileşmediğini gözler önüne seriyor. (Türkçesini bulamadığım öneriler için tıklayın) Benim gibi cep telefonunuzu omzunuzla kulağınız arasına sıkıştırıp başka işler yapıyorsanız, bundan da hemen vazgeçin, olur mu?
Teknolojiyi çok seven biri olarak, çocuklarınıza verdiğiniz laptop sözlerini tutmamanızı öneriyorum. Var olan laptoplarınız için destek kullanmanızı ve gayet ekonomik bir klavye edinerek çalışmanızı öneriyorum. Laptopunuzu yükseltin, tam göz hizanıza gelsin. Ek klavyeyi ise kucağınıza alabilecek bir şekilde kullanın. Benim çözümüm yeni monitor almak oldu, ekstra klavyem vardı zaten. Şimdi dizüstü bilgisayarım tam bir masaüstü haline geldi.
Oh, dünya varmış!
Boyun egzersizlerime, akupunktur seanslarıma, Reiki'ye ve yürüyüşlere devam edeceğim. Güzel, temiz ve sıcak bir kapalı havuz bulursam yüzeceğim de. Bedenimin çığlığını duydum, artık onu ihmal edemem!
Sağlıklı günlere!
Gülcan Arpacıoğlu

