Panik atak ya da panik bozukluğu yaşadınız mı hiç? Nasıl bir sıkıntı olduğunu biliyor musunuz? TAT ile yaptığımız çalışmalarda neler olduğunu, nasıl da farkındalıklar yaşandığını öğrenmek isterseniz, danışanım Murat'ın gönderdiği özeti okuyun.
Murat panik atak yaşadıktan hemen sonra kusuyordu. Panik atak geçirmekten ve kusmaktan ayrıca korkuyordu. İki seans çalıştık, ilk seansta panik bozukluğun ortaya çıktığı zaman dilimindeki sorunlarını temizledik. Yanlış çalışma stratejisi yüzünden, ÖSS'ye girdiği ilk sene üniversiteye girememişti. Bu, başarı doygunu bir çocuğun yaşadığı derin bir duygusal travmaydı. Kendisini affetti, egosunun yaralarını hoşgörüyle sardı.
İkinci seansımızda kusma sorununa odaklandık. Bunun özeti hemen aşağıda. Konu biraz iç kabartıcı ama, olsun :))

Leğenimi artık alabilirsiniz...
3 ya da 4 yaşlarındaydım. Ramazan bayramıydı. Yediğim sütlü bonbon şekerlerden birisi boğazıma takıldı. Nefesim kesildi ve öğürmeye çalışıyordum. Annem, babam, ablamlar hepsi başıma toplanmışlardı. Babamın elinde yeşil bir leğen vardı. Eğilmiş önümde tutuyordu. Herkes kusmamı ve boğazımda kalan şekerden kurtulmamı bekliyordu. Kusmalıydım ki hayatta kalabileyim. Sonunda başardım. Kusarak boğazımdaki şekerden kurtuldum, kusarak hayatta kaldım ve kusarak herkesi sevindirdim. Tüm ailem kusmayı başardığım için beni daha çok sevdi, herkes beni tebrik etti.
Bu olay daha kaç bayram tekrar etti hatırlamıyorum ama buna benzer birkaç görüntü daha var zihnimde. Hep boğuluyorum, kusuyorum, kurtuluyorum ve daha çok seviliyorum.
Bilinçaltımda kusmayı bir çeşit hayatta kalma aracı olarak gördüğümü ve kusmayı başardığım için daha çok sevileceğime inandığımı 29 yaşımda öğrendim.
Onca sene hep aynı kısır döngüyü yaşadım. Her yaşadığım panik krizinde endişe düzeyim o kadar artıyordu ki neredeyse ölecek gibi hissederek çareyi kusmakta buluyordum ve kustuktan sonra da inanılmaz bir rahatlık duyuyordum. Çünkü hayatta kalıyordum böylece.
Hep çok sevdiğim insanların yanında yaşıyordum bu kaygıyı. Hayatıma yeni giren insanlarla, daha az tanıdığım daha az bağım olan insanlarla daha kaygısız daha mutlu yaşıyordum her şeyi. Fakat ne zaman ki o insanlarla daha fazla yakınlaşıyorum, o zaman kaygılar büyüyor. Kaygılar büyüdükçe kusmam gerektiğini hissediyorum. Kusmalıyım ki beni daha çok sevsinler terk etmesinler diye düşünüyorum. O yüzden de en yakınlarıma hemen bu yaşadıklarımı anlatıp onaylanmak, sevilmek istiyorum.
Ama öğrendim ki (sayenizde
) artık hayatta kalmak için kusmaya ihtiyacım yok. Ortada bir ölüm tehlikesi yok. Kusarsam hayatta kalacağım bir durum söz konusu değil. Kusmama gerek yok. Artık gözümü kapadığımda babamın önümde leğen tuttuğunu görmüyorum.
Ama bunu yapmak da kolay değil. Çünkü 3 yaşındaki minicik beynim kusmayı, hayatta kalmayı ve bunu başardığı için sevilmeyi, takdir görmeyi kaydetmiş. Artık büyüdüm ve tüm bu geçmiş için kendimi affettim ve özgür bıraktım. Artık leğenimi alabilirsiniz.
Murat

