Hiç 5 dakika boyunca sessiz oturmayı denediniz mi? Denemediyseniz şimdi hemen yapın. Okumayı bırakın, elinizi o fareden çekin, saati 5 dakikaya kurun ve tamamen sessizlik içinde oturun. 5 dakika boyunca hiç bir şey yapmayın, hiçbir şey söylemeyin....ne oldu? Bunu ilk yaptığımda içimde yaşayan bir deli kadın keşfetmiştim. Eğitimi veren Zuhal hanım derse başlamadan önce “5 dakika sessiz oturalım” dedi ve içimdeki deli duvarlara vurmaya başladı. Kendini oradan oraya atıyor, bana sürekli panik halinde komutlar yağdırıyor, yaptığımı sorguluyor, sorumluluklarımı bana hatırlatıyordu. Onu susturmak ve içeride tutmak gerçekten zor oldu. Ama yavaş yavaş içimde, sessiz kalmaya kararlı bir diğer sesin varlığını fark edip onun gitmeyeceğini anlayınca o da dindi.
5 dakika çok uzun bir süredir...hele hiçbir şey yapmıyorsanız bir asır gibi hissettirir kendini. Ama sessiz kalmayı başardığım o 5 dakikada güçlendiğimi, enerji topladığımı ve o 5 dakikadan önce sürekli enerjimi oraya buraya düşüncelerimle, duygularımla dağıtarak zayıf düştüğümü, odaklanamadığımı fark ettim. İşte yazmanın en önemli yararlarından birinin bu odaklanma olduğunu düşünüyorum.
Anthony Robbins bir videosunda bizim “olmakla” değil “yapmakla” meşgul olduğumuzu söyler. Biz sadece “varolmayı” bilmiyoruz der. Doğru diyor. Sürekli yapmamız gereken şeyler var...kilo vermemiz gerekiyor, faturaları ödememiz gerekiyor, annemizi bir yere götürmemiz gerekiyor, yemek yapmamız gerekiyor, çocuğa ders çalıştırmamız gerekiyor... acaba bunları ne kadarını gerçekten bizim sesimiz bize söylüyor ve ne kadarı toplumun, annemizin, babamızın, çevremizin sesi?
Yazdığımızda içimizde o bize ait olmayan sesler duruluyor. Sessiz oluyorlar. Kendinizle baş başa o sessizlikle oturabilirsiniz o zaman. Kalemi elinize aldığınızda, boş bir kağıda koyduğunuzda ve yazmaya başladığınızda, önce başkalarını yazarsınız, meli, malılarınızı yazarsınız. Bir süre sonra onlar kendilerini duyurdukları için çekilirler ve ortaya sizin kendi sesiniz çıkar. Özgür kalmanın coşkusu ile kağıdınıza dökülür ve size sizi anlatır. Yaşamla baş etmek için önce dış sesleri durdurmak ve kendi sesinizi duymak zorundasınız. Kendinizle sohbet etmeniz gerekiyor ve bunu en iyi bir kalem ve bir kağıt ile yaparsınız...haydi ne duruyorsunuz...başlayın yazmaya ve Zen ustalarının dediğini hatırlayın.. “zihin bir maymun gibi daldan dala atlar...siz sadece onu kovalayın..gelen her kelimeyi yazın”
Yeşim Cimcoz

